Ana Sayfa    » FELSEFE    » Azerbaycan filozofları   

Azerbaycan filozofları

  


Ahmet Ağaoğlu (Ahmed Bey Ağayev)
Azerbaycan’ın tanınmış düşünce adamı, gazetecisi, pedagog ve yazarıdır. 1888 yılında Paris’e giden Ahmet Bey burada ünlü Fransız Müsteşriki Ernest Renan ve Profesör James Darmesteter’le ile tanışmıştır. Ahmet Bey bu yıllarda Sn. Petersburg ve Paris’in ünlü Sorbon Üniversitesinde eğitim almıştır. Beş dili mükemmel şekilde bilen Ahmet Bey o dönemde hem yerel, hem de ecnebi medyada ilginç konuları ele alan makaleler  yazmaya başlamıştır.1894 yılında Kafkas’a, Fransız dilini öğretmek maksadıyla geri dönen yazar kısa bir zamanda Bakü’ye taşınmıştır. Fransa’da eğitim gördüğü dönemde Avrupa demokratik ideolojilerinden ve Fransız müsteşriklerinin eserlerinden etkilenen Ahmet Bey kısa sürede Azerbaycan halkının milli uyanışı ve Türkçülük ideolojilerinin yayılması faaliyetlerine başlamıştır.Ahmet Bey eserlerinde milli kurtuluşa giden yolun toplumsal kültür ve eğitimden geçtiğini söylüyordu. Kadın özgürlüğü ideolojilerini yayan ve bunu bağımsızlık mücadelesinin esas faktörü olarak gösteren Ağaoğlu Azerbaycan düşünürleri arasında kadına eşit hakların verilmesine çağıran ilk düşünce adamlarındandır. 1901 yılında yayınlanan İslam Dünyasında Kadın adlı kitabında özgür kadınsız milli inkişaf olamaz fikrini ispatlamıştır. Ahmet Bey Ağaoğlu’nun arzu ve ideolojileri kısa sürede gerçeğe dönüşmüştür (Azerbaycan Halk Cumhuriyetinde o dönem sadece Şarka değil, hatta Batıda, ABD ve İngiltere gibi gelişmiş ülkelere örnek olacak bir olayla - Azerbaycan kadınına seçimlerde eşit oy kullanma hakkının verilmesiyle Ahmet Beyin düşünceleri gerçekleşmiştir). Önemli eserleri “Üç Medeniyet”, “Hindistan ve İngiltere”, “Serbest İnsanlar Ülkesinde”, “Ben Neyim”, “Türk Hukuk Tarihi” vs. 

Ali Bey Hüseynizade (Ali Hüseyin Turan) 
Büyük Azerbaycan edibi, filozof ve edebiyat eleştirmeni, 20. yüzyıl Azerbaycan-Türk toplumsal düşüncesinin en ünlü temsilcilerinden biridir. 20. yüzyıl Azerbaycan medyası ve gazeteciliği alanında müstesna hizmetleri olmuştur.  A.Hüseyinzade o dönemde Kafkas Şeyhülislamı olmuş babası Ahund Ahmed Salyani’nin himayesinde büyümüştür. Tiflis gimnaziyumunu bitirmiş (1875-1885), çocukluk ve öğrencilik yıllarında  Farsça, Arapça, Almanca ve Rusça  öğrenmişti. 1885 yılında Sn. Petersburg Üniversitesinin matematik fakültesini kazanmış, ayrıca Şarkiyat fakültesinde tanımış profesörlerin tezlerini dinlemiştir. 
E.Hüseyinzade bütün ömrü boyu Türk manevi değerlerini tetkik etmiş ve yaymış, Türkün kalkınması namına parlak yeteneğini bütün gücüyle kullanmıştır.
20. yüzyılın başlarında içtimai ve siyasi fikrin oluşumunda, bilgi muhitinin şekillenmesinde milli medya örnekleri önemli rol oynamıştır. Gazeteciliğin toplumsal düşünce platformuna dönüşmesi de aynı tarihi dönemin ürünüdür. E. Hüseynizade’nin çıkardığı Füyuzat dergisi ve yazarlarının hizmetleri bu anlamda takdire şayandır. 
Azerbaycan Halk Cumhuriyeti döneminde bayrağında üç renkle (mavi, kırmızı, yeşil) sembolleşen Azerbaycan vatandaşının düşünsel ve manevi değerleri Ali bey Hüseyinzade ve Füyuzatçıların hizmetleriyle ilgilidir.
E. Hüseyinzade Sn. Petersburg İmparator Ressamlık Akademisinde eğitim almıştır ve birçok portre ve manzaraların müellifidir. Onun resimleri Bakü müzelerinde, İstanbul ve Paris’te özel koleksiyonlarda korunmaktadır.

Asif Efendiyev (Asif Ata) 
Filozof, edebiyat bilimcisi, eleştirmen olmuştur.
Asif Ata Moskva’da M.Gorki Edebiyat Enstitüsü eleştiri bölümünü bitirmiştir. O, yüksek eğitim kurumlarında ( M.F.Ahundov Rus Dili ve Edebiyatı Enstitüsü)  Batı edebiyatı, Rus edebiyatı, Estetik, Diyalektik ve Tarihi Materyalizm derslerini okutmuştur. Asif Ata 1976 yılında  Etik ve Estetik Manevi Eğitim Kulübünü kurmuştur. Üç yıl sonra kulüp yasaklanmış, fakat daha sonra “Bilik” cemiyetinde Ocak adıyla faaliyet göstermiştir. Asif Ata (ruhani ocak atası) mahlasını almıştır (1981’den). Sovyet devletinin verdiği tüm diplomaları reddetmiştir (1990’lı yıllardan). Daireler, İnsan yolu, Tarihe Ulaşmak felsefi ve bedii tenkidinde insan ve muasır yaşam sorunlarını ele almıştır. Bugüne dek yayınlanmamış yaklaşık yetmiş felsefi kitabın (kelam, makam, izhar, hakikatler) müellifidir. Burada Mutlak olana inanmak, ruhaniyet, manalar, tezatlar vs. konular üzerine felsefesi yorumlar yapılmıştır. “Müdriklik Yetkileri” , “İnanç ve Şüphe”, “Mutlaka inanmak”, “Yol. Atasözü”, “Siyasetten üstün”, “Mutlaklık” vs. eserlerin müellifidir. 

Ebülhhasan Behmenyar Azerbaycani
Şark peripatetizminin önde gelenlerinden biri, Azerbaycan felsefe ekolünün kurucusu, büyük alim İbni Sina’nın öğrencisi olmuştur. Behmenyar Azerbaycani birçok Şark peripatetikleri gibi eserlerini Arapça yazmıştır.  Sadece Azerbaycan’da değil,  genel olarak Şark felsefesi tarihinde yaratıcılığı büyük önem taşıyan filozof hem de kendisinin yetiştirdiği değerli alimlerle birlikte kendi ekolünü kurmuştur.
Ebülhasan Behmenyar Şarkın ansiklopedik alimi İbni Sina’nın en ünlü öğrencisi ve devamcısıydı. 
Şark peripatetizminin 11. yüzyılın ortalarına ait dönemi doğrudan onun adıyla ilgilidir. İbni Sina geleneklerini koruyup devam ettirmek misyonu filozofun üzerine ciddi sorumluluk yüklemiştir. Ne var ki onun görevi Aristocu felsefenin gelişmesini sağlayacaktı. Behmenyar eserlerinde İbn Sina’nın  eserlerine çok sayıda atıflarda bulunmuş, öğretmeninin düşüncelerini daha fazla yaymağa çalışmıştır.  
Kaynaklarda Behmenyar’ın aşağıdaki eserlerinin adı zikredilmektedir: “Eğitim”(Mantık, Metafizik ve Tabiat Hakkında), “Mübahaseler”, “İzahat”  vs. 

Camal Mustafayev  
Moskova Devlet Üniversitesi felsefe fakültesini bitirmiştir. İlk bilimsel araştırmaları “Nizami’nin Felsefi ve Etik Görüşleri” konusunda olmuştur. Daha sonra “Nizami’nin Fikirler Alemi ve Modernlik” konusunda doktora tezi olmuştur.
C.Mustafayev Orta Çağ Azerbaycan felsefi fikri alanında birçok büyük eserler yayınlamıştır. Özellikle Nizami felsefesine dair, 12. yüzyıl Azerbaycan düşüncesine ait eserleri ünlüdür. Moskova ve diğer şehirlerin tanınmış dergilerinde eserleri yayınlanmıştır. Onun Müslüman sosyal ütopyasına ait araştırmaları vs. eserleri yabancı dillere çevrilmiştir.  

Efrand Daşdemirov (1942)
Filozof, alim, felsefe doktoru, profesör, Azerbaycan Milli Bilimler Akademisinin akademiki, Moskova Pedagoji ve Sosyal İlimler Akademisi akademikidir. 
Milli münasebetlerde teorik metodoloji problemleri, günümüzde dünyada etnik ve politik gelişmeler, milli kimlik sorunları, etnik kimlik, bireyin vatanseverlik ve beynelmilel terbiyesi, milletlerarası ilişkilerde kültürün şekillenmesiyle ilgili sosyal felsefi  kuramın işlenip hazırlanmasıyla ilgili araştırmalar yapmıştır.
1991 yılından Rusya Federasyonu Cumhurbaşkanına bağlı Rusya Devlet Hizmeti Akademisi profesörüdür. E. F. Daşdemirov son dönemde etnik ve jeopolitik alanda ortaya çıkmış münakaşaların tabiatını incelemektedir.
Rusya Azerbaycanlılarının Milli-Medeni Özerkliği Federal Konseyi üyesidir, Rusya’da yayınlanan Azerros gazetesinin tesisçisidir.

Efrand Firudin oğlu Taşdemirov (1942)
Filozof, bilim adamı, felsefe bilimleri doktoru, profesör, 
Azerbaycan MEA-nın akademisyeni, 
Moskova Pedagoji ve Sosyal Bilimler Akademisinin akademisyenidir.      
Milli münasebetlerde teorik metodoloji problemler, 
muasır dünyada etnosiyasi süreçler, 
milli mensubiyet problemleri, etnik belirliliği, ferdin vatanseverlik ve beynelmilel terbiyesi, milletlerarası münasebetlerde medeniyetin biçimlenmesi 
vb. bilimsel problemler üzerine sosyal-felsefi teorilerin hazırlanması bağlı araştırmalar yapmıştır.1991. yıldan Rusya Federasyonu Cumhurbaşkanı tabiliğinde Rusya Devlet Hizmeti Akademisinin profesörüdür.
 E. F. Taşdemirov son zamanlar etnik ve geosiyasi alanda yaranan etnosiyasi gerginliklerin ve münakaşaların özelliklerinin araştırılması ile uğraşıyor.
Rusya Azerbaycanlılarının Milli-Medeni Özerkliği Federal Şurasının üyesi, Rusyada yayınlanan Azerros gazetesinin kurucusudur.

Eynelgüzat Abdulla Miyaneci 
Aslen Güney Azerbaycan’ın Miyane şehrindendir. Miyaneciler 11-12. yüzyıllarda yetenekli şairler, tanınmış âlimler yetirmiş büyük nesildir.
Eynelgüzat Miyaneci 28–29 yaşlarında özgür düşüncesi yüzünden hukukçular tarafından takiplere maruz kalmıştır. Ayrı ayrı yerlerde onu kâfir ilan edip, ölümüne fetva vermişlerdi. 
Eynelgüzat Miyaneci’nin yirmi dört yaşına kadar yazdığı eserlerde edebiyat, hadis, tefsir, hukuk, kelam, ayrıca peripatetizm meseleleri önemli yere sahiptir. Filozofun bundan sonra kaleme aldığı “Hakikatlerin Özü”, “Mukaddimeler” ve “Garibin Şikayeti” kitaplarında tasavvufun değişik yönleri ışıklandırılmış, ona olgun felsefi mazmun biçilmiştir.
Allah ile bütün mevcudatın aynı olduğu ilkelerini işleyip hazırlamış Eynelgüzat Miyaneci panteist dünya görüşüne sahip olmuştur. 
Eynelgüzat Miyaneci’nin felsefesinde “töz” ve “cevher” bütünlükte Allah’la mevcudatı, vacip varlıkla mümkün varlığı oluşturmaktadır. Onun fikrince, şeylerin mevcut ve mevcut olmayan şeklinde olması onların Allah’a nispetinden ireli gelmektedir. 
Eynelgüzat Miyaneci’nin eserlerinden o idrakin hissi ve akli aşamalarının şerhinde Şark peripatetiklerinin konumuna yakın olmuştur. Birbirine zıt “hayır” ve “şer” kavramları, aralarındaki diyalektik ilişki Eynelgüzat Miyaneci tarafından geniş araştırılmıştır. Filozofa göre, hayır ve şer kendi tabiatına uyumlu şeyi karşıt olarak idrak eden varlığa, başka bir ifadeyle insana nispette mevcuttur. 

Fazlullah Neimi
Menşece Azerbaycan Türkü olan meşhur âlim, şair, filozofudur.
Neimi Şah Fazlullah ibn Ebu Muhammed Tebrizi (Fazl) tasavvuf akımı olan Hurufiliğin kurucusu ve Azerbaycan’ın en büyük sufilerinden biridir. Hurufilik Fazl tarafından Azerbaycan’da 14. yüzyılın sonlarında kurulmuş ve buradan Türkiye, İran, Irak, Suriye ve Şark’ın diğer ülkelerine yayılmıştır. Bu öğreti Türk halkları içerisinde daha fazla ilgi çekmiştir. 
Hurufi- Arapçaeki harf sözünün toplamı olan Huruf sözündendir. Hurufilikte Arap alfabesinin harfleri, rakamları ve onların rakamsal anlamları Hurufilerde özel mistik anlayış doğur ve dünyanın devri hareketlerinin sembolleri olarak kabul edilir. Onlar sözleri varlığın esası olarak görüyorlar. Sözler Kuranda ve Kuran vasıtasıyla Allah’tan gelen vahiyler gibi dünyanın maddesi olmuştur. Allah’ın Kurandaki sözler vasıtasıyla insanda tecelli ettiğine dair Hurufi ideolojisi de buradan doğmuştur.
Neimi  Cavidanname (Ebediyet Kitabı) veya Cavidan-i Kebir (Büyük Ebediyet), Növmname, Vasiyetname, Muhabbetname, Arşname, İskendername ve başka eserlerinde Hurufiliğin felsefi temellerine geniş yer vermiştir. 

Firudun Köçerli
Akademik Firudin Köçerli 1950’den 1953 yılına kadar M.V. Lomonosov Moskova Devlet Üniversitesinde doktora yapmıştır. 
Akademisyen F.Köçerli’nin bilimsel araştırma alanı Azerbaycan’da felsefe ve içtimai fikir tarihi, diyalektik ve tarihi materyalizm, etik ve estetik problemlerinin araştırılması olmuştur. Azerbaycan’ın birçok bilim ve kültür adamlarının felsefi bakışlarına dair araştırmalar yapmış, bu araştırmaların sonuçları onun yayınladığı kitap ve monografilerinde yer almıştır. F.Köçerli’nin araştırmaları Moskova’da yayınlanan «SSCB’de Felsefe Tarihi» adlı kitaba dahil edilmiştir. Onun «Neriman Nerimanov’un Hayatı, Faaliyeti, Dünya Bakışı» ve  «M.F.Ahundov’un Dünya Bakışı» adlı eseri bilim aleminde ilgiyle karşılanmıştır. F.Köçerli uzun yıllar SSCB’de Felsefe Cemiyetinin Azerbaycan bölmesinin başkanı olmuştur. O, Azerbaycan felsefe bilimini dünyada tanıtmak için büyük işler görmüştür. Çekoslovakya, Kanada, İskandinav ülkelerinde Şark felsefi problemlerine dair önemli tebliğler sunmuştur. 

Fuad Kasımzade
Tanınmış Azerbaycan filozofu, akademisyenidir.
F.Kasımzade\'nin esas araştırma alanı Azerbaycan felsefe içtimai fikri, sosyal felsefe, ontoloji ve idrak teorisi, estetik olmuştur.
O,  Fuzuli’nin Dünya Bakışı adlı doktora tezini savunmuştur. 1968 yılında Gam Kervanı veya Zulmette Nur monografisini yayınlanmıştır. Sonraki yıllarda onun Fuzuli hakkında 20’den fazla bilimsel makalesi yayınlanmıştır.
1970 yılında Fuad Kasımzade’nin Spor, Güzellik Estetik adlı eseri yayınlanmıştır.

Haydar Hüseynov 
Tanınmış Azerbaycan Sovyet filozofu, bilim adamı. O, 1927-1931 yıllarında Lenin Pedagoji Üniversitesinin Şarkiyat, aynı zamanda Pedagoji fakültelerinde okumuş, Arap ve Farsçayı mükemmel bir şekilde öğrenmiştir.  Haydar Hüseynov 1930\'lu yıllarda felsefe ilmini öğretmekle birlikte Azerbaycan dilinde felsefeye ait “Diyalektik Materyalizm”, “Diyalektik ve Metafizik”, “Diyalektik ve Tarihi Materyalizm” adlı ilk ders kitaplarını filozof Ahmed Ağa ile birlikte yazmıştı.
 Tarih ve felsefe ilminin gelişmesinde  Haydar Hüseynov’un büyük hzimetleri olmuştur. O,  Azerbaycan tercüme ekolunun temelini atmış, ilk Azerbaycan-Rus ve Rus-Azerbaycan sözlüğünün editörlerinden olmuştur. O 100’den fazla bilimsel makale yazmıştır. Behmenyar, Nizami Gencevi, Fuzuli, Abbaskulu ağa Bakihanov, Mirza Kazım Bey, Mirza Fethali Ahundov, Hasan Bey Zerdabi hakkında ciddi araştırmalar yapmıştır.
Haydar Hüseynov 733 sayfalık 19. yüzyılda Azerbaycan Felsefi ve İçtimai Siyasi Düşüncenin Tarihi Hakkında kaynak eserin yazarıdır.

Muhammed Karabaği
Azerbaycan filozofu ve ilahiyatçısıdır. 15. yüzyılın ikinci yarısında Karabağ’da dünyaya göz açmıştır. O, Hanefilik mezhebi alanında hukukçu olduğu için “Hanefi” adıyla tanınmıştır. 
Karabaği\'nin felsefeye dair “İlmin ve İdrakin Mahiyetinin İncelenmesine Dair Risale”si ve diğer yorumları 1963 yılında Kahire\'nin “Hediviyye” kütüphanesinde bulunmuştur. Türkiye\'nin Dar-ül Mesnevi, Carullah kütüphanelerindeki eserleri de ünlüdür. Azerbaycan filozofunun Siraceddin Eli Uşi Fergani\'nin (12. yüzyıl) ilahiyata dair “İmamların Başlangıcı” eseriyle ilgili yazdığı yorumla Mustafa ibni Yusuf Müstari\'nin 1691 yılında yazdığı haşiye Saltıkov-Şedrin Sn. Petersburg Devlet Kütüphanesindedir.
M. Karabaği bazen peripatetikleri, bazen mütekellimleri eleştirmiş, bazen birine, bazen de diğerine hak kazandırmış, sonuç itibariyle barıştırıcı tutum sergilemiştir. Karabaği\'nin ontolojik görüşleri varlığın vacip ve mümkün kısımlara ayrılması, Vacip Varlığın ispatı olarak meselelerin yorumunda ortaya çıkmaktadır. “Filozofların Tekzibi” eserinde Farabi, İbni Sina, Behmanyar vs. peripatetiklerin, Gazali, Fahrettin Razi, Ezüdeddin İci ve diğer filozofların fikirleri zemininde ilginç felsefi genellemeler yapmıştır. Karabaği peripatetiklerle mütekellimler arasında fikir yakınlığı oluşturmaya çalışmıştır. O, Allah\'ın faaliyetinde hikmet, tavsiye, irade, üstünlük olduğunu geniş izah etmiştir. Peripatetik hükümleri skolâstiklerin inancına uygunlaştırmaya çalışmıştır.

Muhammed ibn Hasan Nasireddin Tusi (Nasireddin Tusi) 
Ansiklopedik alim, filozof, astronom, matematikçi, tarihçi, maliyeci ve hukukçu olmuştur.
Öğrendiği derin bilgiler Muhammed’i kısa sürede ilim çevrelerinde ünlü kılmıştır. Daha genç yaşlarından itibaren o, bir sıra hükümdarların ilgisini çekiyor. Otuz yaşında iken Kuhistan İsmaililerinin önderi Nasireddin Muhteşem onu sarayında misafir etmiş ve genç alimden ahlak konusunda kitap yazmasını rica etmiştir. 1235 yılında Nasireddin Tusi sonralar ona dünyaca ünlü kılacak ve birçok dillere tercüme olunacak Ahlak-i Nasiri eserini tamamlamıştır.
Yaşadığı dönemin birçok âlimleri gibi, Nasireddin Tusi de bilimin çeşitli alanlarını derinden benimsemiştir. Onun kaleminden çıkmış yüzü aşkın eser astronomi, matematik, fizik, tıp, felsefe, etik, mantık ve diğer alanlara aittir. Nasireddin\'in faaliyetinde astronomi ve matematik araştırmaları özel yere sahiptir. Tusi bu alanlarda yapılmış yirmiden çok başarılı araştırmanın yazarıdır. Matematikle ilgili eserleri yalnız Arapça, astronomi araştırmaları ise hem Fars, hem de Arapça yazılmıştır.
Matematikçi alimin en ünlü eserleri arasında Şeklül-Kutta (Bütün çok yönlü hakta risale), Came\'ül-Hesap (Levha ve tozun yardımıyla hesaplama), Çevrenin ölçüsü, Tahrir Öglidis (Euclid Başlangıç»ının tasviri) gibi kitapların özel yeri vardır. Dört kısımdan oluşan Zici-İlhani (İlhanlıların astronomik cetvelleri) eseriyle dünya astronomi tarihine girmiştir.
Çağdaş araştırmacıların birçoğu Nasireddin Tusi\'ni her şeyden önce, matematikçi olarak görmektedirler. Onun eserleri sadece Şark’ta değil, hem de Avrupa\'da geometri ve trigonometrinin gelişmesinde önemli rol oynamıştır. 1594 yılında Roma\'da Arapça, sonra ise Latince yayınlanan Euclid Başlangıçının tasviri eserinin Tusi düşüncesinin Avrupa\'da yayılmasında büyük rol oynamıştır. Âlimin beş kitaptan oluşan Tüm Dörtgen Hakkında Risale de Avrupa\'da trigonometrinin gelişiminde önemli rolü olmuş eser olarak tanınmıştır. Bu eserde dünyada ilk kez trigonometri bağımsız bilim alanı olarak tanımlanmıştır. Bu risale İngilizce, Rusça ve Fransızcaya çevrilmiştir. Nasireddin\'in cebir alanında araştırmaları içerisinde bütün derecelerden kök alma metodu ve Binom formülü daha ünlüdür. Bundan başka âlimin tarih, mineraloji, fizik, tıp, iktisat, coğrafya, müzik ve tabi ki, astronomiye dair çok sayıda eseri de dikkat çekmektedir. Bunların arasında Bağdat’ın Tarihi, Işığın Yansıtılması ve Kırılmasına Hakkında Risale, Euclid Optiği, Gökkuşağının Öğrenilmesine Dair Risale , Kıymetli Taşlar Hakkında Kitap, Tıp Kanunları, Devlet Maliyesi Hakkında Risale, Mutlu Günlerin Seçilmesi (Astroloji) ve diğer eserleri vardır.
Tusi’nin eserleri dünyanın çeşitli ülkelerinde yayınlanmıştır. Bakü, Paris, Berlin, Viyana, Oxford, Cambridge, Leipzig, Münih, Floransa, Kahire, İstanbul, Moskova, Sn. Petersburg, Kazan şehirlerinin müze ve kütüphanelerinde rastlanmaktadır.
Tusi Şark dünyasında Marağa rasathanesinin kurucusu olarak da ün kazanmıştır. 

Recebali Tebrizi
Recebeli Tebrizi\'nin eserleri içerisinde iki felsefi risale önemli yer alır: Vacip Varlığın İspatı ve Hakimane Esaslar. Bu eserlerde  kendince vacip varlığın terkibe ayrılan olmaması, vahitliği, onun sembolleri kendi tözüyle ayniyet oluşturması, varlık sözünün taşıdığı anlamlar araştırılmıştır.
Şark peripatetiklerinin emanasyon teorisini kabul eden Recebali Tebrizi\'ye göre, mümkün varlık özel sonuç olmakla vacip varlıktan zorunlu olarak türemiştir. O, vacip varlığın ispatından sonra mümkün varlığın kısımlarının, onun özelliklerine dikkati çekiyor. Mümkün varlık Aristo öğretisine uygun olarak töze ve cevhere ayrılır. Recebali Tebrizi felsefi kategorileri tözel ve cevhersel olarak ayırmış, madde, biçim ve o ikisinden teşekkül bulmuş cisme dikkati çekmiştir. 
Recebali Tebrizi\'nin felsefesi onun sayısız-hesapsız öğrencileri tarafından  geliştirilmiştir. Onun değerli eserleri ve bilgili, müdrik öğrencilerin oluşturdukları zengin bilimsel miras 17. yüzyılda Şark ülkelerinde bilimsel ve felsefi fikrin gelişmesi ve yayılmasında etkin olmuştur.

Ramiz Mehdiyev 
Filozof, akademisyen, devlet adamı ve hazırda  Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yönetim Biriminin başkanıdır.
1968 yılında M.V.Lomonosov MDÜ Felsefe Fakültesinde doktora yapmış, 1977 yılında MDÜ  Bilim Konseyinde tezini savunmuştur.
1993 yılından felsefe doktoru (profesörlük derecesi). 2001 yılında New-York Bilimler Akademisi üyesidir.
R. Mehdiyev milli ve sosyal ilişkilere, çağdaş Azerbaycan devleti ve toplumunun inkişafı vs. konularıyla ilgili bilimsel makalelerin yazarıdır. 2008 yılında yayınlanmış “Geleceğin Stratejisini Belirlerken: Modernleşme Hattı” adlı kitabı bilim alanında büyük yankı yapmıştır. 

Salaheddin Halilov
Tanınmış Azerbaycan  filozofudur. 
1976 yılında “Bilimsel-Teknik Gelişmenin Sistem-Yapısal Tahlili” konusunda doktora, 1990 yılında “Bilimsel-Teknik Kalkınmanın Mantıksal-Epistemolojik Tetkiki” konusunda profesörlük tezini savunmuştur. 1991 yılında Azerbaycan\'da özel eğitim sisteminin temelini atmıştır, ilk İngilizce özel gimnaziyumu, sosyal liseyi ve ilk özel üniversitelerden biri olan Azerbaycan Üniversitesini tesis etmiştir. 1994 yılında Şark-Garp Araştırma Merkezi\'ni kurmuştur. “Cavid Felsefesi”, “İlimden Teknolojiye ve Maneviyata”, “ Felsefeden Siyasete”, “Şark ve Garp: Evrensel İdeale Doğru”, “Medeniyetler arası Diyalog” vs. eserlerinin yazarıdır.

Şihabeddin Ömer Suhreverdi
Ünlü Azerbaycan hukukçu alimi, mutasavvıfı ve devlet adamıdır.
 Ebuhefs Sühreverdi\'nin zengin yaratıcılık yolu geçmiş, eserlerinden “Avarif’ul Maarif” itabının defalarca Mısır\'da, 1966 yılında Beyrut’ta,“Duaların Şerhine dair İnsanların Hazinesi” (“Kenz el–ibad fi şerh el–aurad”) eserinin 1908 yılında Kazan’da, “Kalplerin Sevgiye Kavuşmasına Götüren Cazibe” (“Cezb el-Kulub ila Muvaselet el–Mahbub”) eseri 1910 yılında  yayınlanmıştır. Mütefekkirin kitaplarının ekseriyeti dünyanın çeşitli ülkelerinde elyazısı şeklinde bulunduruluyor.  Ş.Sühreverdi  ”İman Nasihatlerinin İnşası ve Yunan Kabahatlerinin İfşası”, “Kuran\'ın Tefsirine Dair Beyanın Kötü Ameli”, “Sufi Libası Giyinmeye Dair Risale”, “Yollara Dair” vs. eserlerin yazarıdır. 
Şihabeddin Ebuhefs Suhreverdi\'nin tasavvuf öğretisi onun evlatları ve devamcıları tarafından geliştirilmiş, Şark ülkelerinde nüfuz kazanmıştır. “Suhreverdiye” tarikatı yalnız Arap ülkeleri, Küçük Asya, Azerbaycan, İran, Orta Asya\'da değil, Hindistan\'da da geniş yayılmıştır. Yüzyılların düşünce sınavından geçmiş bu öğreti varlığını birçok ülkelerde günümüze kadar sürdürmüştür. 

Şihabeddin Ebülfütuh Yahya Habeş oğlu Sühreverdi 
Şarkın en büyük filozoflarından biri, İşrakilik (el-işrak-nurlandırma) felsefesinin kurucusudur. Köken olarak Azerbaycan Türklerindendir. Ş.Sühreverdi ana bilginin kaynağını maddi âlem dışında arıyordu. Onun fikrince, “İşrak felsefesi” kitabını içgüdünün yardımıyla derinden anlamak mümkündür. İşrakilik felsefesine göre, hissi ve akli idrak vasıtasıyla maddi âlemin şeyleri ve olayları hakkında belli bilgi elde edilir, idrak ise insana ışıklar aleminin sırlarını açar, mutlaka hakikati ortaya çıkarıyor.
Şihabeddin Sühreverdi Azerbaycan\'ın, genellikle, Yakın ve Orta Şarkın mühim şehirlerini, Filozof özgür düşünceleri, yüksek felsefi düşüncelerine göre Şark ülkelerinde tanınmış, büyük ün kazanmıştır. O bilimsel - felsefi düşüncelerini en çok Küçük Asya\'da yayabilmiştir.
Şihabeddin Sühreverdi\'nin eserlerinin ve bu eserlere yazılmış yorumlar, haşiyeleri dünyanın bir sıra kütüphanelerinde bulundurulmaktadır. Kayda alınmış elli iki eserinden on üçü Peripatetizm, on beşi tasavvuf, sekizi İşrakilik ve on altısı çeşitli konulara göre gruplaştırılır.
Şihabeddin Yahya Sühreverdi\'nin zengin mirası 12. yüzyıldan itibaren Arapça, Farsça, kısmen de Türkçe yayınlanarak Şark halklarının felsefe tarihinde önemli yer almıştır. Onun eserlerinin Orta Çağda çoğaltılmış nüshaları hazırda dünyanın değişik şehirlerinde, Şam, Sn. Petersburg, Tahran, Bağdat, Kahire, İskenderiye, İstanbul, Paris, Londra kütüphanelindedir. 

Siraceddin Urmevi 
Azerbaycan filozofu.
Onun en ünlü eseri  “Nurların Doğması”dır. Bu kitabın Mantık bölümünün Kahire’de Hediviyye kütüphanesindeki elyazması Siraceddin Urmevi\'nin yaşadığı dönemde, 1278 yılı Temmuz ayında Konya şehrinde hattat İsmayıl ibn Halil tarafından tamamlanmıştır. Siraceddin Urmevi\'nin eserlerinde peripatetik felsefenin tüm problemleri geniş araştırılmış, varlık kuramı, idrak teorisi ve mantık meseleleri derinden araştırılmış, müterakki sosyal ve siyasi görüşler ve etik fikirler dolgun şekilde ifade edilmiştir.
Siraceddin Urmevi Şark peripatetizminin devamcılarından idi ve bu şekilde varlığın değişik kısımlarının yorumunu yapmıştır. Varlığı onun tersi olan yokluk anlayışıyla karşılıklı olarak vermiştir. Filozof mevcudatta sebebiyetin tarafsızlığını kabul etmiştir. En ünlü eserleri sırasında “Hikmet incelikleri”, “Hakkın beyanı”, “Metodlar”, “Diyalektiğe Dair Risaleler”,  “Eğitim” vs. eserlerin adını söyleyebiliriz. 

Zakir Memmedov 
Z.C.Memmedov\'un bilimsel faaliyeti esas itibarıyla Şark felsefi tarihi ve din bilimi konularına aittir. 
Zakir Memmedov 40 yıllık bir sürede bilimsel araştırmalar yaparak, Azerbaycan filozoflarının ve düşünürlerinin Arapça ve Farsça dünyanın çeşitli ülkelerinde yayınlanmış eserlerini ortaya çıkarmıştır. Zakir Memmedov onların felsefesini (varlık öğretisi ve idrak teorisini), mantığını, içtimai-siyasi ve etik görüşlerini incelemiştir. Z.C.Memmedov Orta Çağda Şarkta, aynı zamanda Azerbaycan\'da dini felsefi akımlarla birlikte, bilimsel ve felsefi akımların da olduğunu ispatlamıştır. O, bilimsel ve felsefi akımların Şark peripatetizminden, tasavvufun panteist yaklaşımından ve İşrakilikten geldiğini ispat etmiştir.
Z.Memmedov Eynelgüzat Miyaneci (1099-1131), Şihabeddin Ömer Suhreverdi (1145-1234), Şihabeddin Yahya Suhreverdi(1154-1191), Efzeleddin Huneci (1193-1248), Siraceddin Urmevi (1198-1283) ve başka Azerbaycan filozoflarının eserleri, aynı zamanda Behmenyar’ın üç kitaptan (mantık, metafizik, fizik) oluşan Eğitim risalesine dayanan Azerbaycan\'da 11.-13. Yüzyıllarda Felsefi Fikir monografisini yazmıştır. Orta Çağ Azerbaycan Filozofları ve Düşünürleri (Azerbaycanca 1986, Rusça 1993) kitabında tanınmış alimlerin ekseriyeti - Ahmed Berdici, Mumammed Berdei, Ebunnecib Suhreverdi, Emineddin Tebrizi, Siraceddin Urmevi, Şemseddin Hoylu, Necmeddin Nahçıvani, Şihabeddin Hoylu, Mühyiddin Berdei, Muhammed Karabaği, Kemaleddin Erdebili, Ahmed Erdebili, Recebali Tebrizi vb. hakkında kaynaklara dayalı araştırmalar ilk kez Zakir Memmedov tarafından yapılmıştır.

Zümrüd Kuluzade (Alikulu kızı)
 Ünlü Azerbaycan filozofudur. Z. Kuluzade’nin doktora tezi antagonist toplumda üst yapının rolü, profesörlük çalışması ise Azerbaycan\'ın en büyük felsefi akımlarından birini - Hurufiliğe ve öncüllerini konu almıştır. Onun “Hurufilik ve Azerbaycan’daki Temsilcileri” kitabı (1970) Hurufiliğin tarihini ve felsefesini inceleyen yegane monografik eserdir. Bunun dışında, Azerbaycan’da Doğu-Batı sorunu felsefi alanda ilk ¬ kez Zümrüd Kuluzade tarafından “13.-16. Yüzyıl Şark Felsefesinin Gelişim Kanunları ve Doğu-Batı Sorunu” (1984) monografisinde araştırılmıştır.
Zümrüd Kuluzade’nin bilimsel faaliyetinde onun inisiyatifi ve  editörlüğünde yayınlanan “Şark Felsefesi Problemleri” adlı uluslararası bilimsel ve teorik derginin (1996’dan) önemi büyüktür. Azerbaycanca ve Rusça, ayrıca Arapça, Farsça, Türkçe, İngilizce, Almanca ve Fransızca geniş özetlerle yayınlanan dergi Azerbaycan kültür tarihinde felsefeye dair ilk dergidir ve kapsadığı sorunlara, adına göre günümüz dünya medeniyetinde benzeri yoktur.



Oxunub: 114069



Azərbaycan Televiziyaları
İnternet Radio